Endüstriyel Futbol


Son zamanlarda herkesin ağzında olan kelime Endüstriyel Futbol ... Peki bu olgunun tam olarak anlamını biliyor muyuz yoksa sadece söylemesi cool olduğu için mi kullanıyoruz? ...

Futbol ile az çok ilgilenen herkes, kocaman bir iş haline olan, astronomik rakamlarla transferlerin olduğu "show-business" etiketini hakkıyla taşıyan, sponsorluk ve reklam gelirleri ile sadece takımların değil, bireysel olarak oyuncuların da simgeleştiği bu oyunun orijininin İngiltere olduğunu bilir. Oysa şimdi milyarların oluşturduğu ve şirketleşen kulüpleri düşündüğümüzde futbolu işçi sınıfından olan pamuk tüccarlarının bulduğunu duyunca hayret ediyor insan. Futbolu sevmemizin nedeni de bu değil mi? Bizi şaşırtması...

Şimdiki boyutlarını düşündüğümüzde inanması zor olan bir geçmişi var futbolun. En başta çok az sayıda futbol kulübü varmış. Yavaş yavaş diğerleri de açılmış.O zaman büyük stadyumlar yokmuş, daha çok küçük toprak zeminli sahalar varmış. Sonrasında stadyumlar da açılmaya başlanmış. Stadyumlar dolup taşınca bu keyfi daha çok kişiye anlatma ihtiyacı güdülmüş.Futbol maçları önce radyolarda anlatılmaya başlanmış. Böylece kıtalar arasındaki mesafe aşılıp dünyanın her yerinde ilgisi ve imkanı olan herkes haberdar olmuş bu keyiften. İnsanlar daha çok gitmeye başlamış maçlara. Sonra teknoloji gelişmiş, TV’ler girmiş hayatımıza. Maçlar da naklen verilmeye başlanmış. Bugün çok ciddi rakamların döndüğü ‘Naklen Yayın Gelirleri’ de girmiş hayatımıza. Naklen yayınlarla dünyada büyük bir kitleye ulaşan bu oyuna markalar da yatırımları ile dahil olmak istemişler. Forma göğüs reklamları, stadyum isim sponsorlukları derken futbolun yeni kazancı ticari gelirler olmuş. Sonra, sadece maçların oynandığı stadyumlar sadece maç günleri değil, haftanın her günü, her saati faal olsun, bize de ek getiri sağlasın’ demiş adamın biri. Stadyumlar modernleştirilmiş, yeni stadlar yapılmış, Allianz Arena, CampNou, Emirates… Bu tesislerin içerisine restoranlar, barlar, alışveriş merkezleri yapılmış. Öyle ki bu tesisler ait oldukları şehre gelen turistleri de çekmiş. Bugün CampNou dünyada en fazla turist alan gezi alanlarından biri haline gelmiş. Modernleştirilen dev stadyumlarda milyon dolarlık reklam alanları ortaya çıkmış. Doldurulmuş da bu alanlar. Kulüplerin bir çok parametreyi bir arada yöneten ticari işletmeler haline gelmesi ile bütün bu gelirler kulüplere yetmemeye başlamış. “Taraftar” velinimetimizdir demişler ve taraftarını da “müşteri” olarak konumlandırmışlar. Bilet satmak yetmez kombine satalım, forma satalım, atkı satalım demişler. Sadece kendi taraftarına da değil hem.. Dünyada kaç çocuğun Messi formasını giydiğini saydınız mı?

Endüstriyel futbolun gelişim sürecini gördük peki endüstriyel futbolun oluşturduğu endüstriyel taraftarlar? Bu taraftarlara müşteri diyemeyiz çünkü sıradan bir müşterinin aksine kulüplerine duygusal bir bağ ile bağlılar. Ancak endüstriyel taraftar tanımı yapmak gerekirse, tuttuğu takımın lisanslı ürünlerini alan, bilet alıp maçlarına giden, evine dekoder alıp kulübüne yayın geliri katkısı yapan taraftardır denilebilir. 

Her güzel şeyi olduğu gibi futbolun endüstriyelleşmesini de sömürmeye çalışan ona zarar veren kişiler var elbette. Futboldaki bu ticareti gören bu işin erbabı kişiler taraftarları sömürme işine soyundular. Ve bu işe kulüp yöneticisi sıfatı ile başladılar. Gereksiz ürünlere, biletlere ve fazladan para kazanabilecekleri her şeye yüksek fiyat biçip bu kulübe bağlı olan taraftarı sömürmeye başladılar. Tabi yeri geldiğinde bu duruma bağlılıklarından vazgeçmeden en güzel tepkileri taraftarlar gösterdi. Bunun en özel örneklerinden biri de 2016'da Liverpool- Sunderland maçında Liverpool taraftarlarının 77 poundluk bilet fiyatlarına tepki olarak maçı 77. dakikada terk etmesiydi.

Kulüp sahipleri ya da yöneticilerinin her şeyden önce futbolun insanlara sonra da kulüplerin taraftarlarına ne ifade ettiğini anlamaları ve bunu öne çıkarmaları gerek. Kop tribünü ve Spion Kop Tepesini, küçük yaşta peşinden koşulan topun aslında o koşanların hayallerini temsil ettiğini ve bu hayalleri bilmeleri gerek. Dünyada futbolun birleştirici gücünü, atılan her golden sonra birbirini tanımayan binlerce insanın birbirlerini tanımadan sarıldıkları ve sevinçlerini çılgınca paylaştıkları yegane yerlerin tribünler olduğunu bilmeleri gerek. Unutulmamalı futbol ne kadar endüstriyelleşse de kalbinde duygusal bağlılığı ve insan olmaktan gelen duyguları her zaman barındıracaktır.
Okunma : 689

YORUMLAR (0)